Bizler Duâ'nın Büyü, Musa'nın Sihirbaz Olmadığını Fark Edenler Z

Bir süredir Amerikalı bir aile ile yaşıyorum. Bilinçsiz yaşayıp, temiz ve günahsız olmak, kimseye zararı olmadan yaşamak, Hak katında makbul olabilir mi diye düşünüyorum aynı zamanda. Beni evlerinde misafir ediyorlar, bana izzet ve ikramda bulunuyorlar ve ben bunun karşılığında kendilerini tanıyor, biliyor ve bunun için minnet ve şükran duygularımı bildiriyor, kendilerine karşı saygı ve hürmette kusurda bulunmuyorum. Ancak ayni şeyi Yüce Yaradan'da kullarından beklemez mi? O bunu bekliyorken Onlar buna inanmıyor ve

bunun farkında olmadan yaşıyorlarsa bunun Hak katında yeri ne olur? Bu soru üzerine düşünüyorum bir süredir. Her şeyin Doğa tarafından olduğunu yahut kendiliğinden olduğunu, evrime inanıyorlarsa Hakk'ın bu insanlar üzerindeki Hakkı ne olacak. Hakkı bilmeden, sadece bedeni ihtiyaçları için yaşamak ve dünyadan keyf almak için yaşayan bu insanların, bağışlayın hayvanatla aralarındaki farkı düşünmeye başladım. 'İnsan düşünen hayvandır' diyen bu tür bir zihnin ürününde insanlar 'değer' kavramı ve gelecek hayatta sorgulanabilirlik kavramının olmayışıyla her şeyi mübah görme eğilimine rahatça girebileceklerdir. Hayvanlar dahi kendi içlerindeki ilhamla Hakkı bilmekte ve zikretmekteler. Ve hatta hayvanlar için 'Onlar benim sessiz kullarımdır' hadisi rivayet edilir. Hayvanlar da insanlar gibi diğer insanlara hizmet ediyor, onlar da çiftleşiyorlar nefislerinin arzularını sinirsiz bicimde yerine getiriyorlar ve herhangi bir sorumlulukları olmadan yaşıyorlar. Ancak arada bir fark olması gerekmez mi? Bu insanlar da sadece bedeni ihtiyaçlarını gidermekle ve hayatta kalmakla meşguller. Toplumsal barış ve dünya huzuru istemeleri kendilerini Yaratan'a olan sorumluluklarını ve O'nun Hakkını görmezden gelmelerini gerektirir mi? Bu bilinçsizce ve gafilce yaşam beni derinden üzüyor ve rahatsız ediyor. Bir insan, nasıl sadece bedenini ihtiyaçlarını gidermek için ve bedeni için yasar. Var oluş nedenini neden düşünmez. İyi ki bir İslam coğrafyasında doğmuşum diyorum bazen. Çünkü dert edecek en azından İslam âlemi gibi, büyük bir coğrafyam var. Bu dert bitse bile en azından kendi arayışım, hikmet arzum var. İrfan arzum var. Bazen Katolik Hristiyanlar, Ortodoks Hristiyan ve Yahudiler, bir inancı taşıdıkları ve onu dert edindikleri için bana daha anlamlı, daha samimi geliyorlar. İneğe de olsa tapmaz mı bir insan. İneğe karşı bir sorumluluk taşımaz mı, bir suç isleyeceği zaman inekten çekinir en azından yahut bir sevabı onun için yapmaz mı? İhtiras, aşk ve şevkle, bazen gözyaşıyla ineğe yalvarır değil mi?

Ama hiç, hiç bir şeysiz nasıl yasayabilir bir insan. 'Bunca varlık bir yoğa nasıl sığar' Öte yandan 'Eğer sonum yokluk ise bunca varlık niye?'

Diğer bir açıdan baktığımda ABD Sol'unun bu seküler yaşam tarzının oldukça yaygın olduğunu görüyorum, kiliseyi protestoyla başlayan Protestanlığın, daha sonra bir çok kollara ayrıldıktan sonra, ABD'nin sol düşüncesinde bu dinin pek yer alamadığı aşikâr gözükmekte. Herkes, Hristiyanlıkta bir sorun olduğunu, inanmadığını söylüyor ve içlerindeki spritüal, ruhsal, manevi açlığı Budizm'in öğretileri ve ritüelleriyle kapamaya; 'her şey içimizde', huzur, sükûnet, dinginlik üçleminde, bizim tasavvufa yakın seyreden bir anlayışla kapamaya çalışıyorlar. Öte yandan Sol'un kapital karşıtlığı Türkiye'de ne kadar kendine yer bulabilmiş ayrı mesele ancak burada sol kanattan sıradan birinin evinde o kadar çok eşya var ki bunalıyor sıkılıyorsunuz. Sadeliği özlüyorsunuz. Dünya tüketim çılgınlığı üzerine kurulmuş olan kapitalizm çılgınlığı bizim Müslüman Burjuvaziyi de kapsamıyor değil. Ancak burada değinmek istediğim nokta buradaki sekülerizmin Türkiye'de de yaygın bir tarafının oluşu...

Türkiye'de Kemalist / Ulusalcı kesimle, sol ve komünist kesim, dini değerlere ve inanca bir o kadar uzak ve ABD'dekinden daha kötüsü alay eden, aşağılayan ve zaman zaman saldıran bir grup. Bu grubun ABD'deki bu rahat insanlarla ortak noktası: Beni bağlayan hiç bir dini kural olamaz, alkolümü içer, gönüllü olduktan sonra istediğim kadınla yatabilir, faizle ve bankayla is yapabilir, kumar ve falla uğraşabilirim diyebilen, etik ve ahlaki kurallar beni bağlayamaz, hayatimi istediğim gibi yasayabilirim, benim bedenim, benim hayatim, toplum beni bağlamaz düşüncesi ve sadece bedeni ihtiyaçları için yasayan bir insan profili. Ve işin kötüsü, bunların içinde davası olan insanların davalarının kendine benzer bir toplum oluşturma arzusu. Bu açıdan bakınca küfrün yani kâfirin, cehaletin yani Ebu Cehil 'in, Gafletin yani gafilin, farkında olmayanın yani kayıtsız kalanın, yani umursamayanın, aslında tüm dünyada 'tek' ve 'bir' olduğu anlaşılıyor.

Dünya'daki kapital sistemin baronlarından bahsetmiyorum. Faiz lobilerinden, Banka Patronlarından, Savaş çığırtkanlarından, fitne çıkarıcılardan, silah ve uyuşturucu tüccarlarından bahsetmiyorum. Tamamıyla saf ve iyi niyetli, dünyada barış ve huzur olsun diyen, kardeşçe yasayalım diyen, ama Allaha karşı hiç bir sorumluluğum olmasın, dilediğim gibi yaşayayım, sorumsuzca ve özgürce, namaz ve oruç gibi zorunluluklarım olmasın, içki ve zina serbest olsun diyen, Hristiyan ve Yahudi'ysem onun gereklilikleri de beni bağlamaz diyen, evrime inanan, sudan, yosundan balıktan ve maymundan geldiğine inanan ve bu yüzden hayvan hasletleri taşıyarak dışardaki bir hayvan kadar özgür olmak isteyen, sadece yemek, içmek, yasamak ve çoğalmak isteyen, arada dünya barışı olsun ama herkes benim gibi olsun diyen, çamurdan yaratılmış beden kılıfının dışına çıkamayan ve öldükten sonra toprak olacak olanın pesinden kosan, içindeki Yücelerin Yüce'sine ait olanın farkında olmayan, bir güruh.
* İsmet Özel

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !